zorlanmak

أُجْهَدُ كَثِيرًا أَثْنَاءَ حَمْلِ هَذِهِ الْأَحْمَالِ الثَّقِيلَةِ.

Bu kadar ağır yükleri taşırken çok zorlanıyorum.

تَعِبَتْ عَيْنَايَ كَثِيرًا مِنَ الدِّرَاسَةِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Uzun süre ders çalışmaktan gözlerim çok zorlandı.

تُوَاجِهُ صُعُوبَةً كَبِيرَةً فِي الْبِدَايَةِ عِنْدَ تَعَلُّمِ لُغَةٍ جَدِيدَةٍ.

Yeni bir dil öğrenirken başlangıçta çok zorlanırsın.

İlişkili Kelimeler