zorlayıcı

هَذَا وَضْعٌ قَسْرِيٌّ وَيُؤَثِّرُ عَلَى الْجَمِيعِ.

Bu zorlayıcı bir durum ve herkesi etkiliyor.

هَذَا الدَّرْسُ لَيْسَ إِلْزَامِيًّا، بَلْ هُوَ اخْتِيَارِيٌّ.

Bu ders zorlayıcı değil, isteğe bağlıdır.

هَذَا عَمَلٌ ضَاغِطٌ لِلْغَايَةِ، نَحْنُ تَحْتَ الضَّغْطِ الْمُسْتَمِرِّ.

Bu çok zorlayıcı bir iş, sürekli baskı altındayız.

İlişkili Kelimeler