çıkmak

أَسْرَعْتُ لِلْخُرُوجِ مِنَ الْمَنْزِلِ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ.

Sabah erkenden evden çıkmak için acele ettim.

كَانَ صُعُودُ قِمَّةِ الْجَبَلِ مُغَامَرَةً صَعْبَةً لِلْغَايَةِ.

Dağın zirvesine çıkmak çok zorlu bir maceraydı.

عِنْدَمَا ظَهَرَتِ الشَّمْسُ مِنْ بَيْنِ الْغُيُومِ، أَضَاءَ كُلُّ مَكَانٍ.

Güneş bulutların arasından çıkınca her yer aydınlandı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler