çıtlamak

كَانَ الْخَشَبُ يُطَقْطِقُ بَيْنَمَا النَّارُ مُشْتَعِلَةٌ.

Ateş yanarken odunlar çıtlıyordu.

يُحِبُّ أَنْ يُفَرْقِعَ أَصَابِعَهُ.

Parmaklarını çıtlatmaktan hoşlanıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler