kırılmak

انْكَسَرَ أَحَدُ فُرُوعِ الشَّجَرَةِ فِي الْعَاصِفَةِ الشَّدِيدَةِ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ.

Dün gece şiddetli fırtınada ağacın bir dalı kırıldı.

سَقَطَ الْكُوبُ عَلَى الْأَرْضِ وَتَحَطَّمَ.

Bardak yere düştü ve kırıldı.

تَصَدَّعَ الْجِدَارُ بَعْدَ الزِّلْزَالِ.

Duvar depremden sonra kırıldı, çatladı.

Ayrıca: اِسْتَاءَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler