زَعِلَ عَلَى الْفَوْرِ بِسَبَبِ مَزْحَةٍ صَغِيرَةٍ.
Küçük bir şaka yüzünden hemen darıldı.
زَعِلَ عَلَى الْفَوْرِ بِسَبَبِ مَزْحَةٍ صَغِيرَةٍ.
Küçük bir şaka yüzünden hemen darıldı.
لَمْ أَتَوَقَّعْ أَبَدًا أَنَّهُ سَيَسْتَاءُ مِنْ كَلِمَاتِي.
Sözlerime darılacağını hiç düşünmemiştim.
بَدَلًا مِنَ الِانْزِعَاجِ مِنَ الِانْتِقَادَاتِ، يَجِبُ أَنْ تَتَعَلَّمَ مِنْهَا.
Eleştirilere darılmak yerine, onlardan ders çıkarmalısın.
زَعِلَ، حَرِدَ