çağlamak

كَانَ الشَّلَّالُ يَتَدَفَّقُ مِنَ الْأَعْلَى إِلَى الْأَسْفَلِ.

Şelale yüksekten çağlayarak aşağıya dökülüyordu.

انْدَفَعَ مَاءُ الْيَنَابِيعِ مِنَ الْأَرْضِ.

Kaynak suyu topraktan çağlayarak çıktı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler