بِفَضْلِ سُرْعَتِهِ، تَمَّ حَلُّ الْأُمُورِ عَلَى الْفَوْرِ.
Onun çabukluğu sayesinde işler hemen çözüldü.
بِفَضْلِ سُرْعَتِهِ، تَمَّ حَلُّ الْأُمُورِ عَلَى الْفَوْرِ.
Onun çabukluğu sayesinde işler hemen çözüldü.
كَانَتْ خِفَّةُ الْقِطِّ مُثِيرَةً لِلْإِعْجَابِ.
Kedinin çabukluğu hayranlık uyandırıcıydı.
قَدْ تُؤَدِّي الْعَجَلَةُ فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ إِلَى أَخْطَاءَ.
Çabukluk bazen hatalara yol açabilir.
خِفَّةُ الْحَرَكَةِ