قُمْنَا بِإِنْشَاءِ حُدُودٍ جَمِيلَةٍ عَنْ طَرِيقِ إِحَاطَةِ الْحَدِيقَةِ بِالشُّجَيْرَاتِ.
Bahçenin etrafını çalılarla çevirerek güzel bir sınır oluşturduk.
قُمْنَا بِإِنْشَاءِ حُدُودٍ جَمِيلَةٍ عَنْ طَرِيقِ إِحَاطَةِ الْحَدِيقَةِ بِالشُّجَيْرَاتِ.
Bahçenin etrafını çalılarla çevirerek güzel bir sınır oluşturduk.
خَشِيتُ أَنْ أَضِيعَ بَيْنَ الْأَدْغَالِ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْغَابَةِ.
Ormanda yürürken çalıların arasında kaybolmaktan korktum.
خَرَجَ الْأَوْلَادُ لِيَلْعَبُوا فِي غَابَةٍ صَغِيرَةٍ قُرْبَ الْقَرْيَةِ.
Çocuklar köyün yakınındaki küçük çalılıkta oynamaya çıktı.
Ayrıca: نَبْتَة