çalkalanmak

اهْتَزَّتْ جَمِيعُ الْمَبَانِي بِشِدَّةٍ فِي الزِّلْزَالِ.

Depremde tüm binalar şiddetle çalkalandı.

يَتَمَوَّجُ سَطْحُ البَحْرِ عِنْدَمَا تَهُبُّ الرِّيَاحُ.

Rüzgar estiğinde deniz yüzeyi çalkalanır.

تَأَرْجَحَتِ الْأَشْجَارُ بِشِدَّةٍ فِي الْعَاصِفَةِ.

Fırtınada ağaçlar şiddetle çalkalandı.

İlişkili Kelimeler