çanak

زُيِّنَتِ الطَّاوِلَةُ بِسُلْطَانِيَّةِ فَوَاكِهَ مُلَوَّنَةٍ.

Masa renkli bir meyve çanağı ile süslendi.

زَبْدِيَّة — زَبَادِي

وَضَعْتُ السَّلَطَةَ فِي زُبْدِيَّةٍ عَمِيقَةٍ لِتَقْدِيمِهَا لِلضُّيُوفِ

Salatayı misafirlere sunmak için derin bir çanağa koydum.

وَضَعَتْ أُمِّي الْحَسَاءَ فِي الْأَوْعِيَةِ.

Annem, çorbayı çanaklara koydu.

Ayrıca: تَجْوِيف، طَبَق

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler