كَانَتْ حَوَاجِبُ الرَّجُلِ المُقَطَّبَةُ تَدُلُّ عَلَى أَنَّهُ كَانَ غَاضِبًا جِدًّا.
Adamın çatık kaşları, onun çok sinirli olduğunu gösteriyordu.
كَانَتْ حَوَاجِبُ الرَّجُلِ المُقَطَّبَةُ تَدُلُّ عَلَى أَنَّهُ كَانَ غَاضِبًا جِدًّا.
Adamın çatık kaşları, onun çok sinirli olduğunu gösteriyordu.
دَخَلَ الْغُرْفَةَ بِوَجْهٍ عَابِسٍ وَلَمْ يَجْرُؤْ أَحَدٌ عَلَى الِاقْتِرَابِ مِنْهُ.
Çatık suratıyla odaya girdi ve kimse ona yaklaşmaya cesaret edemedi.
مَقْطُوب