çatlatmak

شَقَّقَ الْبَرْدُ شَفَتَيَّ.

Soğuk dudaklarımı çatlattı.

يَجِبُ أَنْ تَعْلَمَ أَنَّ هَذَا السُّلُوكَ عَلَى وَشْكِ أَنْ يُثِيرَ صَبْرِي.

Bu davranışın sabrımı çatlatmak üzere olduğunu bilmelisin.

İlişkili Kelimeler