يَتَجَادَلُ الْإِخْوَةُ دَائِمًا عَلَى أَفْضَلِ لُعْبَةٍ، لِذَلِكَ تَغْضَبُ وَالِدَتُهُمْ.
Kardeşler her zaman en iyi oyuncak için çekişirler, bu yüzden annem onlara kızıyor.
يَتَجَادَلُ الْإِخْوَةُ دَائِمًا عَلَى أَفْضَلِ لُعْبَةٍ، لِذَلِكَ تَغْضَبُ وَالِدَتُهُمْ.
Kardeşler her zaman en iyi oyuncak için çekişirler, bu yüzden annem onlara kızıyor.
تَتَنَازَعُ الشَّرِكَتَانِ فِي الْمَحْكَمَةِ حَوْلَ حُقُوقِ بَرَاءَاتِ الِاخْتِرَاعِ وَيَبْدُو أَنَّ الْقَضِيَّةَ سَتَسْتَغْرِقُ وَقْتًا طَوِيلًا.
İki şirket, patent hakları konusunda mahkemede çekişiyorlar ve dava uzun sürecek gibi görünüyor.
مِنَ الْمُحْزِنِ جِدًّا أَنْ يَتَخَاصَمَ الْأَصْدِقَاءُ بِسَبَبِ قَضِيَّةٍ صَغِيرَةٍ.
Arkadaşlar arasında küçük bir mesele yüzünden çekişmek çok üzücü bir durumdur.
حَاجَّ، جَادَلَ، نَافَسَ فِي، تَصَارَعَ، تَنَازَعَ عَلَى الشَّيْء، كَابَرَ، تَجَاذَبَ، خَاصَمَ، تَعَارَكَ، تَنَاحَرَ، بَارَى، تَغَالَبَ، تَنَاوَشَ، قَاوَلَ فِي السِّعْر، سَاجَلَ، تَسَاجَلَ، تَنَاوَأَ، لَاحَى، نَاوَأَ، تَشَاحَّ