هُنَاكَ تَنَاقُضٌ كَبِيرٌ فِي سُلُوكِهِ، فَلَيْسَ مِنَ الْوَاضِحِ مَا سَيَفْعَلُهُ.
Onun davranışlarında büyük bir çelişki var, ne yapacağı belli değil.
هُنَاكَ تَنَاقُضٌ كَبِيرٌ فِي سُلُوكِهِ، فَلَيْسَ مِنَ الْوَاضِحِ مَا سَيَفْعَلُهُ.
Onun davranışlarında büyük bir çelişki var, ne yapacağı belli değil.
أَعْتَقِدُ أَنَّ هُنَاكَ تَعَارُضًا بَيْنَ هَاتَيْنِ الفِكْرَتَيْنِ.
Bu iki fikir arasında bir çelişki olduğunu düşünüyorum.
هُنَاكَ تَضَارُبٌ بَيْنَ كَلَامِهِ وَأَفْعَالِهِ.
Sözleri ile davranışları arasında bir çelişki var.
مُنَاقَضَة، تَضَادّ، مُنَافَاة، تَنَافٍ