اسْتَخْدَمَ الصَّيَّادُ خُطَّافًا قَوِيًّا لِصَيْدِ سَمَكَةٍ كَبِيرَةٍ.
Balıkçı, büyük bir balığı yakalamak için sağlam bir çengel kullandı.
اسْتَخْدَمَ الصَّيَّادُ خُطَّافًا قَوِيًّا لِصَيْدِ سَمَكَةٍ كَبِيرَةٍ.
Balıkçı, büyük bir balığı yakalamak için sağlam bir çengel kullandı.
عَلَّقَ الجَزَّارُ اللَّحْمَ بِكَلَّابٍ حَدِيدِيٍّ.
Kasap eti demir bir çengele astı.
يُوجَدُ فِي خِزَانَتِي العَدِيدُ مِنَ المِعْلَاقَاتِ لِتَعْلِيقِ مَلَابِسِي.
Gardırobumda elbiselerimi asmak için birçok çengel var.
مِشْبَك، مِخْلَب