çimen

عُشْب — أَعْشَاب

الْقِيَامُ بِنُزْهَةٍ عَلَى الْعُشْبِ فِي الْحَدِيقَةِ مُمْتِعٌ لِلْغَايَةِ.

Parktaki çimenler üzerinde piknik yapmak çok keyifli.

مَرْج — مُرُوج

كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ وَيَلْعَبُونَ عَلَى الْمَرْجِ أَمَامَ الْمَدْرَسَةِ.

Çocuklar okulun önündeki çimenlerde koşup oynuyorlardı.

كَانَتْ أَرْضِيَّةُ الْمَلْعَبِ مُغَطَّاةً بِنَجِيلٍ أَخْضَرَ يَانِعٍ.

Stadyumun zemini yemyeşil çimenlerle kaplıydı.

İlişkili Kelimeler