رَذَاذكَانَ هُنَاكَ رَذَاذٌ خَفِيفٌ، فَأَخَذْتُ مِظَلَّتِي مَعِي.Hafif bir çisenti vardı, şemsiyemi yanıma aldım.
مَطَرٌ خَفِيفٌبِسَبَبِ الْمَطَرِ الْخَفِيفِ، كَانَ كُلُّ مَكَانٍ مُبَلَّلًا قَلِيلًا.Çisenti yüzünden her yer hafifçe ıslanmıştı.