çokluk

كَانَتْ كَثْرَةُ الْفَوَاكِهِ وَالْخُضْرَوَاتِ فِي السُّوقِ مَلْحُوظَةً.

Pazardaki meyve ve sebze çokluğu dikkat çekiciydi.

تَمَّ انْتِخَابُ الرَّئِيسِ الْجَدِيدِ بِأَغْلَبِيَّةِ الْأَصْوَاتِ.

Oyların çokluğu ile yeni başkan seçildi.

يَدُلُّ التَّعَدُّدُ فِي اللُّغَاتِ عَلَى الثَّرَاءِ الثَّقَافِيِّ.

Dillerdeki çokluk, kültürel zenginliği gösterir.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler