çuval

كِيس — أَكْيَاس

نَقَلُوا الدَّقِيقَ فِي كِيسٍ.

Unu bir çuval içinde taşıdılar.

جُوَال — جَوَالِق

مَلَأَ الْمُزَارِعُ الْبَطَاطَا فِي أَجْوِلَةٍ.

Çiftçi, patatesleri çuvallara doldurdu.

اِشْتَرَيْتُ حَقِيبَةً مَصْنُوعَةً مِنَ الْخَيْشَةِ.

Çuvaldan yapılmış bir çanta aldım.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler