torba

حَقِيبَة — حَقَائِب

دَائِمًا مَا أَحْمِلُ حَقِيبَةً مَعِي عِنْدَمَا أَذْهَبُ إِلَى السُّوقِ.

Markete giderken yanıma her zaman bir torba alırım.

كِيس — أَكْيَاس

وُضِعَتِ التُّفَّاحَاتُ الَّتِي اشْتَرَيْتُهَا مِنَ الْبَقَّالَةِ فِي كِيسٍ.

Bakkaldan aldığım elmalar bir torbaya konuldu.

وَضَعَ الْفَلَّاحُ الْقَمْحَ فِي جُوَالٍ كَبِيرٍ.

Çiftçi buğdayı büyük bir torbaya koydu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler