ömre bedel

كَانَتْ مُشَاهَدَةُ ذَلِكَ الْغُرُوبِ تُعَادِلُ عُمْرًا، كَانَتْ جَمِيلَةً حَقًّا.

O gün batımını izlemek ömre bedeldi, gerçekten çok güzeldi.

كُلُّ لَحْظَةٍ فِي ذَلِكَ الْحَفْلِ كَانَتْ تَسْتَحِقُّ عُمْرًا، لَقَدِ اسْتَمْتَعْنَا كَثِيرًا.

O konserdeki her an ömre bedeldi, çok eğlendik.

ابْتِسَامَةُ الْأَطْفَالِ لَا تُقَدَّرُ بِثَمَنٍ، لَا يُمْكِنُ اسْتِبْدَالُهَا بِأَيِّ شَيْءٍ.

Çocukların gülümsemesi ömre bedel, hiçbir şeyle değişilmez.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler