örgülemek

كَانَتْ أُمِّي تَسْتَيْقِظُ مُبَكِّرًا كُلَّ صَبَاحٍ لِتَضْفِرَ شَعْرِي.

Annem her sabah saçlarımı örgülemek için erkenden kalkardı.

أَمْضَتْ جَدَّتِي أَيَّامًا لِتَحِيكَ لِي سُتْرَةً صُوفِيَّةً.

Babaannem bana yünlü bir kazak örmek için günlerce uğraştı.

أَظْهَرَ صَانِعُ السَّجَّادِ اهْتِمَامًا كَبِيرًا لِنَسْجِ التَّصَامِيمِ المُعَقَّدَةِ عَلَى السَّجَّادَةِ.

Halı ustası, karmaşık desenleri halıya örmek için büyük bir dikkat gösterdi.

İlişkili Kelimeler