ürkü

حَدَثَ ذُعْرٌ كَبِيرٌ خِلَالَ الْحَرِيقِ.

Yangın sırasında büyük bir ürkü yaşandı.

كَانَ هُنَاكَ جَوٌّ مِنَ الْهَلَعِ فِي الْمَدِينَةِ بَعْدَ الزِّلْزَالِ.

Deprem sonrası şehirde bir ürkü havası vardı.

فَزَع — أَفْزَاع

تَسَبَّبَ صَوْتُ انْفِجَارٍ مُفَاجِئٍ فِي فَزَعٍ بَيْنَ الْحُشُودِ.

Ani bir patlama sesi, kalabalıkta ürküye neden oldu.

İlişkili Kelimeler