ürkünç

أَخَافَتِ المَخْلُوقَاتُ المُخِيفَةُ فِي الفِيلْمِ الأَطْفَالَ كَثِيرًا.

Filmdeki ürkünç yaratıklar çocukları çok korkuttu.

كَانَ هُنَاكَ صَمْتٌ مُرْعِبٌ فِي الْغَابَةِ تِلْكَ اللَّيْلَةَ.

O gece ormanda ürkünç bir sessizlik vardı.

أَثَّرَ الْمَنْظَرُ الْمُفْزِعُ الَّذِي رَآهُ فِي الْحَادِثِ عَلَيْهِ بِشِدَّةٍ.

Kazada gördüğü ürkünç manzara onu derinden etkiledi.

İlişkili Kelimeler