üzülmek

شَعَرْتُ بِالْحُزْنِ الشَّدِيدِ لِأَنَّنِي حَصَلْتُ عَلَى دَرَجَةٍ مُنْخَفِضَةٍ فِي الِامْتِحَانِ.

Sınavdan düşük not aldığım için çok üzüldüm.

أَنَا آسِفٌ جِدًّا لِهَذَا الْوَضْعِ.

Bu durum için çok üzülüyorum.

أَنَا نَادِمٌ لِأَنَّنِي لَمْ أَدْرُسْ بِجِدِّيَّةٍ أَكْبَرَ.

Keşke daha çok çalışsaydım diye üzülüyorum.

İlişkili Kelimeler