ışıtmak

أَضَاءَتِ الشَّمْسُ الْمَدِينَةَ فِي الصَّبَاحِ الْبَاكِرِ، مُبَشِّرَةً بِبِدَايَةِ يَوْمٍ جَدِيدٍ.

Güneş, sabah erkenden şehri ışıtarak yeni bir günün başlangıcını müjdeledi.

نَوَّرَتِ الْمِصْبَاحُ الْغُرْفَةَ، مِمَّا جَعَلَهَا أَكْثَرَ دِفْئًا وَجَاذِبِيَّةً.

Lamba odayı ışıtarak daha sıcak ve davetkar bir hale getirdi.

İlişkili Kelimeler