حَاوَلْتُ أَنْ أَتَدَفَّأَ بِجَانِبِ الْمَوْقِدِ لِأَنَّ الْجَوَّ كَانَ بَارِدًا.
Hava soğuk olduğu için sobanın yanında ısınmaya çalıştım.
حَاوَلْتُ أَنْ أَتَدَفَّأَ بِجَانِبِ الْمَوْقِدِ لِأَنَّ الْجَوَّ كَانَ بَارِدًا.
Hava soğuk olduğu için sobanın yanında ısınmaya çalıştım.
احْتَرَّ جِسْمِي كَثِيرًا عِنْدَمَا بَقِيتُ تَحْتَ الشَّمْسِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Güneşin altında uzun süre kalınca vücudum çok ısındı.
بَدَأَ الْمَاءُ فِي الْغَلَّايَةِ يَسْخُنُ قَبْلَ أَنْ يَغْلِيَ.
Çaydanlıktaki su kaynamadan önce ısınmaya başladı.