شَال — شِيلَان
ارْتَدَيْتُ شَالًا صُوفِيًّا عِنْدَمَا خَرَجْتُ فِي الطَّقْسِ البَارِدِ.
Soğuk havada dışarı çıkarken üzerime yün bir şal aldım.
ارْتَدَيْتُ شَالًا صُوفِيًّا عِنْدَمَا خَرَجْتُ فِي الطَّقْسِ البَارِدِ.
Soğuk havada dışarı çıkarken üzerime yün bir şal aldım.
تُحِبُّ أُمِّي ارْتِدَاءَ وِشَاحٍ مِنَ الْحَرِيرِ فِي الْمُنَاسَبَاتِ الْخَاصَّةِ.
Annem, özel günlerde ipek bir şal takmayı çok sever.
طَيْلَسَان