şart koşmak

اشْتَرَطَ الْمُدِيرُ أَنْ أَعْمَلَ أَكْثَرَ لِلْحُصُولِ عَلَى تَرْقِيَةٍ، وَكَانَ ذَلِكَ صَعْبًا لِلْغَايَةِ.

Patron, terfi için daha fazla çalışmamı şart koştu, bu çok zordu.

فَرَضَ صَاحِبُ الْمَنْزِلِ شَرْطًا بِدَفْعِ وَدِيعَةٍ قَبْلَ اسْتِئْجَارِ الْمَنْزِلِ.

Ev sahibi, evi kiralamadan önce depozito ödememi şart koştu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler