şatafatlı

تَزَوَّجُوا فِي حَفْلِ زِفَافٍ فَاخِرٍ.

Şatafatlı bir düğünle evlendiler.

يَعِيشُ حَيَاةً بَاهِرَةً.

Şatafatlı bir hayat yaşıyor.

يُحِبُّ ارْتِدَاءَ مَلَابِسَ مُبَهْرَجَةٍ.

Şatafatlı kıyafetler giymeyi sever.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler