كَانَ لِلْكَلِمَاتِ الطَّيِّبَةِ أَثَرٌ إِيجَابِيٌّ عَلَى نَفْسِيَّةِ الطِّفْلِ الْحَزِينِ.
Güzel sözlerin, üzgün çocuğun psikolojisi üzerinde olumlu bir etkisi oldu.
كَانَ لِلْكَلِمَاتِ الطَّيِّبَةِ أَثَرٌ إِيجَابِيٌّ عَلَى نَفْسِيَّةِ الطِّفْلِ الْحَزِينِ.
Güzel sözlerin, üzgün çocuğun psikolojisi üzerinde olumlu bir etkisi oldu.
تَرَكَتِ الْأَمْطَارُ الْغَزِيرَةُ أَثَرًا وَاضِحًا عَلَى الطُّرُقَاتِ فِي الْمَدِينَةِ.
Şiddetli yağmurlar, şehirdeki yollarda belirgin bir iz bıraktı.
تَرَكَ هَذَا الْفِيلْمُ أَثَرًا عَمِيقًا فِي نَفْسِي.
Bu film bende derin bir izlenim bıraktı.
Ayrıca: tesir
eser, kalıntı, çizi, rölik
أَثَّرَ الْفِيلْمُ الْوَثَائِقِيُّ فِي الْمُشَاهِدِينَ بِشَكْلٍ كَبِيرٍ وَغَيَّرَ نَظْرَتَهُمْ تُجَاهَ الْقَضِيَّةِ.
Belgesel film, izleyicileri derinden etkiledi ve konuya bakış açılarını değiştirdi.
etkili olmak, etki etmek, tesir etmek, rol oynamak, dokunmak, rikkat vermek, etkimek, çarpmak