iz

أَثَر — آثَار

رَأَيْتُ هَذَا الصَّبَاحَ فِي الثَّلْجِ أَمَامَ بَابِ الْبَيْتِ أَثَرَ قَدَمَيْنِ صَغِيرَتَيْنِ.

Bu sabah evin kapısının önünde karda iki küçük ayak izi gördüm.

عَلَامَةُ النَّدْبَةِ عَلَى وَجْهِهِ هِيَ عَلَامَةٌ عَلَى حَادِثَةٍ عَاشَهَا فِي الْمَاضِي.

Yüzündeki yara izi, geçmişte yaşadığı bir kazanın işareti.

تُحَاوِلُ الشُّرْطَةُ الْعُثُورَ عَلَى الْمُجْرِمِ مِنْ خِلَالِ فَحْصِ الْأَدِلَّةِ الْمَوْجُودَةِ فِي مَكَانِ الْحَادِثِ.

Polis, olay yerinde bulunan izleri inceleyerek suçluyu bulmaya çalışıyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler