الْمَدِينَةُ آمِنَةٌ لِلسُّيَّاحِ لِأَنَّ الشُّرْطَةَ تَقُومُ بِدَوْرِيَّاتٍ مُنْتَظَمَةٍ.
Şehir, polis düzenli devriye gezdiği için turistler için güvenli.
الْمَدِينَةُ آمِنَةٌ لِلسُّيَّاحِ لِأَنَّ الشُّرْطَةَ تَقُومُ بِدَوْرِيَّاتٍ مُنْتَظَمَةٍ.
Şehir, polis düzenli devriye gezdiği için turistler için güvenli.
هَذِهِ الْمَنْطِقَةُ مَكَانٌ آمِنٌ تَمَامًا لِلْمَشْيِ فِي اللَّيْلِ، لَا تَقْلَقْ.
Bu bölge geceleri yürümek için oldukça emin bir yerdir, endişelenmeyin.
هَذَا الْمَكَانُ آمِنٌ لِلْأَطْفَالِ.
Bu yer çocuklar için emniyetlidir.
tekin, zararsız, korunaklı, kazasız, hadisesiz, müemmen, tehditsiz, tehlikesiz, ziyansız, risksiz, badiresiz, asayişli, tuzaksız, rizikosuz
أُرِيدُ أَنْ أُؤْمِنَ بِهِ، لَكِنَّ مَا يَقُولُهُ يَبْدُو غَيْرَ مَنْطِقِيٍّ لِلْغَايَةِ.
Ona inanmak istiyorum, ama söyledikleri çok mantıksız geliyor.