كَانَ الْمَرِيضُ آيِسًا مِنَ الشِّفَاءِ بَعْدَ طُولِ مُعَانَاةٍ.
Hasta, uzun bir acıdan sonra iyileşmekten ümitsizdi.
كَانَ الْمَرِيضُ آيِسًا مِنَ الشِّفَاءِ بَعْدَ طُولِ مُعَانَاةٍ.
Hasta, uzun bir acıdan sonra iyileşmekten ümitsizdi.
الشَّابُّ الْآيِسُ فَقَدَ الْأَمَلَ فِي الْحُصُولِ عَلَى وَظِيفَةٍ.
Yeis içindeki genç, iş bulma umudunu kaybetti.
çaresiz