كَانَ الرَّجُلُ أَبْكَمَ وَلَكِنَّهُ يَتَوَاصَلُ مَعَ الْآخَرِينَ بِلُغَةِ الْإِشَارَةِ.
Adam dilsizdi ama başkalarıyla işaret diliyle iletişim kuruyordu.
كَانَ الرَّجُلُ أَبْكَمَ وَلَكِنَّهُ يَتَوَاصَلُ مَعَ الْآخَرِينَ بِلُغَةِ الْإِشَارَةِ.
Adam dilsizdi ama başkalarıyla işaret diliyle iletişim kuruyordu.
ظَلَّ الطِّفْلُ أَبْكَمًا بَعْدَ الْحَادِثِ الْمُرَوِّعِ الَّذِي شَهِدَهُ.
Çocuk, tanık olduğu korkunç kazadan sonra sessiz kaldı.
lal, ahraz