أَتَى صَدِيقِي لِزِيَارَتِي فِي مَنْزِلِي الْجَدِيدِ الْأُسْبُوعَ الْمَاضِيَ.
Geçen hafta arkadaşım beni yeni evimde ziyaret etmeye geldi.
أَتَى صَدِيقِي لِزِيَارَتِي فِي مَنْزِلِي الْجَدِيدِ الْأُسْبُوعَ الْمَاضِيَ.
Geçen hafta arkadaşım beni yeni evimde ziyaret etmeye geldi.
أَتَى الْخَبَرُ السَّعِيدُ إِلَى الْعَائِلَةِ فِي وَقْتٍ كَانُوا بِأَمَسِّ الْحَاجَةِ إِلَيْهِ.
Mutlu haber, ailenin en çok ihtiyaç duyduğu bir zamanda onlara ulaştı.
أَتَى الْقِطَارُ إِلَى الْمَحَطَّةِ مُتَأَخِّراً بِسَبَبِ الْأَحْوَالِ الْجَوِّيَّةِ السَّيِّئَةِ.
Tren, kötü hava koşulları nedeniyle istasyona geç vardı.