أَجْبَرَ

يُجْبِرُ، إِجْبَار

أَجْبَرَتْهُ الظُّرُوفُ الصَّعْبَةُ عَلَى تَرْكِ دِرَاسَتِهِ وَالْبَحْثِ عَنْ عَمَلٍ.

Zorlu koşullar onu eğitimini bırakıp iş aramaya mecbur etti.

لَا يُمْكِنُ لِأَحَدٍ أَنْ يُجْبِرَكَ عَلَى فِعْلِ شَيْءٍ لَا تُرِيدُهُ.

Kimse seni istemediğin bir şeyi yapmaya zorlayamaz.

أَجْبَرَتِ الْأَمْطَارُ الْغَزِيرَةُ السُّكَّانَ عَلَى الْبَقَاءِ فِي مَنَازِلِهِمْ.

Şiddetli yağmurlar, halkı evlerinde kalmak zorunda bıraktı.

İlişkili Kelimeler