أُحِلُّ لَكَ أَنْ تَسْتَخْدِمَ سَيَّارَتِي فِي حَالَةِ الضَّرُورَةِ الْقُصْوَى.
Gerekirse arabamı kullanmana izin veriyorum.
أُحِلُّ لَكَ أَنْ تَسْتَخْدِمَ سَيَّارَتِي فِي حَالَةِ الضَّرُورَةِ الْقُصْوَى.
Gerekirse arabamı kullanmana izin veriyorum.
أَحَلَّ اللَّهُ لَنَا الطَّيِّبَاتِ وَحَرَّمَ عَلَيْنَا الْخَبَائِثَ.
Allah bize iyi şeyleri helal, kötü şeyleri haram kılmıştır.
أَحَلَّ الْمُدِيرُ مُوَظَّفًا جَدِيدًا مَحَلَّ الْمُوَظَّفِ الْقَدِيمِ.
Müdür eski çalışanın yerine yeni bir çalışan koydu.
helallik vermek