أَدْمَى

يُدْمِي، إِدْمَاء

أَدْمَى قَلْبَهُ رُؤْيَةُ الأَطْفَالِ يُعَانُونَ مِنَ الْجُوعِ وَالْفَقْرِ فِي الشَّوَارِعِ.

Sokaklarda açlık ve yoksulluk çeken çocukları görmek kalbini incitti.

أَدْمَى الْحَادِثُ قَلْبَهَا عِنْدَمَا عَلِمَتْ بِوَفَاةِ صَدِيقِهَا الْمُقَرَّبِ.

Yakın arkadaşının ölümünü öğrendiğinde kaza kalbini kanattı.

أَدْمَى كَلَامُهُ الْجَارِحُ مَشَاعِرَهَا وَجَعَلَهَا تَبْكِي بِحُرْقَةٍ.

Yaralayıcı sözleri duygularını yaraladı ve onu acı içinde ağlattı.