أَزَاحَتِ الْحُكُومَةُ الْعَقَبَاتِ أَمَامَ الِاسْتِثْمَارِ.
Hükümet, yatırım önündeki engelleri ortadan kaldırdı.
أَزَاحَتِ الْحُكُومَةُ الْعَقَبَاتِ أَمَامَ الِاسْتِثْمَارِ.
Hükümet, yatırım önündeki engelleri ortadan kaldırdı.
أَزَاحَ الدَّوَاءُ الْأَلَمَ عَنِ الْمَرِيضِ.
İlaç, hastanın ağrısını giderdi.
أَزَاحَ الْعَامِلُ الصُّنْدُوقَ الثَّقِيلَ عَنِ الطَّرِيقِ.
İşçi, ağır sandığı yoldan uzaklaştırdı.
itmek, kımıldatmak, kıpırdatmak, ittirmek, püskürtmek, savmak