شَدَّ اللهُ أَزْرَهُ.

Allah ona güç versin.

أَزَرَ

يَأْزِرُ، أَزْر

أَزَرَ الْأَصْدِقَاءُ صَدِيقَهُمْ فِي وَقْتِ الشِّدَّةِ.

Arkadaşları zor zamanında dostlarını destekledi.

أَزَّرَ القَانُونُ حُقُوقَ المَرْأَةِ.

Kanun, kadın haklarını güçlendirdi.

أَزَّرَ الفَرِيقُ صُفُوفَهُ بِلَاعِبِينَ جُدُدٍ.

Takım, yeni oyuncularla kadrosunu güçlendirdi.