أَسْرَعَ الطُّلَّابُ إِلَى الصَّفِّ لِأَنَّ الْجَرَسَ رَنَّ.
Zil çaldığı için öğrenciler acele edip sınıfa gitti.
أَسْرَعَ الطُّلَّابُ إِلَى الصَّفِّ لِأَنَّ الْجَرَسَ رَنَّ.
Zil çaldığı için öğrenciler acele edip sınıfa gitti.
elini çabuk tutmak, çabuk olmak, çabuklaşmak, çabuklaştırmak, tesri etmek, şitap etmek, istical etmek
اَلْقِطَارُ أَسْرَعُ مِنَ السَّيَّارَةِ.
Tren arabadan daha hızlıdır.