لَمْ تَسْتَطِعِ الْأُمُّ إِخْفَاءَ أَسَاهَا عَلَى فُقْدَانِ ابْنِهَا فِي الْحَادِثِ.

Anne, kazada oğlunu kaybetmenin kederini gizleyemedi.

الْأَسَى الَّذِي نَشْعُرُ بِهِ بَعْدَ فَقْدَانِ أَصْدِقَائِنَا لَا يَهْدَأُ أَبَدًا.

Kaybettiğimiz dostlarımızın ardından duyduğumuz hüzün hiç dinmez.

تَحَدَّثَ الشَّاعِرُ عَنِ الأَسَى الَّذِي يُعَانِيهِ اللَّاجِئُونَ فِي قَصِيدَتِهِ الجَدِيدَةِ.

Şair, yeni şiirinde mültecilerin çektiği acılardan bahsetti.

Ayrıca: üzüntü

أَسِيَ

يَأْسَى، أَسًى

أَسِيَ عَلَى فِرَاقِ صَدِيقِهِ.

Arkadaşından ayrıldığı için üzüldü.