أَظْهَرَ لِي الْمُوَظَّفُ الطَّرِيقَ عَلَى الْخَرِيطَةِ.
Görevli bana haritada yolu gösterdi.
أَظْهَرَ لِي الْمُوَظَّفُ الطَّرِيقَ عَلَى الْخَرِيطَةِ.
Görevli bana haritada yolu gösterdi.
تُظْهِرُ الْمَتَاجِرُ مُنْتَجَاتِهَا الْجَدِيدَةَ فِي الْوَاجِهَاتِ.
Mağazalar yeni ürünlerini vitrinlerde teşhir ediyor.
ortaya sermek, ortaya çıkarmak, açığa çıkarmak, ortaya koymak, belirtmek, dışa vurmak, meydana çıkarmak, sergilemek, izhar etmek, ibraz etmek, aşikâr etmek, göz önüne sermek, ortaya dökmek, aksettirmek