قَدْر

أَقْدَار
Aynı yazılan 4 kelime daha

ادَّعَى أَنَّهُ يَسْتَطِيعُ أَنْ يَأْكُلَ هَذَا الْقَدْرَ مِنَ الطَّعَامِ.

Bu kadar yemeği yiyebileceğini iddia etti.

قَدَّرَ

يُقَدِّرُ، تَقْدِير

أُقَدِّرُ مُسَاعَدَتَكَ كَثِيرًا.

Yardımını çok takdir ediyorum.

مِنَ المُهِمِّ جِدّاً أَنْ يُقَدِّرَ النَّاسُ بَعْضُهُمُ البَعْضَ.

İnsanların birbirine kıymet vermesi çok önemlidir.

قَدَر

أَقْدَار

يُؤْمِنُ الْمُسْلِمُونَ بِأَنَّ الْخَيْرَ وَالشَّرَّ كِلَاهُمَا قَدَرٌ مِنَ اللهِ

Müslümanlar, hayrın ve şerrin her ikisinin de Allah'tan gelen bir kader olduğuna inanırlar.

كُلُّ شَخْصٍ يَأْخُذُ نَصِيبَهُ مِنَ القَدَرِ فِي هَذِهِ الحَيَاةِ.

Herkes bu hayatta kaderinden payını alır.

الحُبُّ هُوَ أَحْيَانًا شَيْءٌ مَكْتُوبٌ فِي القَدَرِ، لَا يُمْكِنُكَ الهُرُوبُ مِنْهُ.

Aşk, bazen insanın alın yazısında olan bir şeydir, kaçamazsın.

Ayrıca: yazgı

Eşdizimler

قَدَرَ

يَقْدِرُ، قُدْرَة

قَدَرَ عَلَى حَمْلِ الصُّنْدُوقِ.

Sandığı taşımaya gücü yetti.

قِدْر

قُدُور

وَضَعَتِ الْأُمُّ الْمَاءَ فِي الْقِدْرِ.

Anne suyu tencereye koydu.

أُمِّي تَطْبُخُ الْحَسَاءَ فِي قِدْرٍ كَبِيرَةٍ.

Annem büyük bir kazanda çorba pişiriyor.

Eşdizimler