لَا تُهْدِرْ طَاقَتَكَ فِي الْجِدَالِ مَعَ شَخْصٍ غَيْرِ مُسْتَعِدٍّ لِلِاسْتِمَاعِ.
Dinlemeye istekli olmayan biriyle tartışarak enerjinizi ziyan etmeyin.
لَا تُهْدِرْ طَاقَتَكَ فِي الْجِدَالِ مَعَ شَخْصٍ غَيْرِ مُسْتَعِدٍّ لِلِاسْتِمَاعِ.
Dinlemeye istekli olmayan biriyle tartışarak enerjinizi ziyan etmeyin.
لَا تُهْدِرِ الْمَاءَ، فَكُلُّ قَطْرَةٍ لَهَا قِيمَةٌ كَبِيرَةٌ فِي حَيَاتِنَا.
Suyu israf etmeyin, çünkü her damlasının hayatımızda büyük bir değeri var.
أَهْدَرْتُ الْكَثِيرَ مِنَ الْوَقْتِ فِي مُشَاهَدَةِ التِّلْفَازِ بَدَلًا مِنَ الدِّرَاسَةِ.
Ders çalışmak yerine televizyon izleyerek çok zaman harcadım.
heba etmek, döküp saçmak, heder etmek