kayıp

الطِّفْلُ مَفْقُودٌ مُنْذُ صَبَاحِ أَمْسِ، وَالشُّرْطَةُ تَبْحَثُ عَنْهُ.

Çocuk dün sabahtan beri kayıp ve polis onu arıyor.

شَعَرْتُ بِالضَّيَاعِ عِنْدَمَا اكْتَشَفْتُ أَنَّ حَقِيبَتِي ضَائِعَةٌ فِي الْمَطَارِ.

Havaalanında çantamın kayıp olduğunu fark ettiğimde kaybolmuş hissettim.

تَحَمَّلَتِ الشَّرِكَةُ خَسَارَةً كَبِيرَةً هَذِهِ السَّنَةَ.

Şirket bu yıl büyük bir kayıp yaşadı.

Ayrıca: ضَيَاع

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler