اتَّحَدَتِ الدُّوَلُ الأُورُوبِّيَّةُ لِتَشْكِيلِ الاتِّحَادِ الأُورُوبِّيِّ.
Avrupa ülkeleri, Avrupa Birliği'ni oluşturmak için birleşti.
اتَّحَدَتِ الدُّوَلُ الأُورُوبِّيَّةُ لِتَشْكِيلِ الاتِّحَادِ الأُورُوبِّيِّ.
Avrupa ülkeleri, Avrupa Birliği'ni oluşturmak için birleşti.
اتَّحَدَتْ قُوَى المُعَارَضَةِ لِتَشْكِيلِ جَبْهَةٍ مُوَحَّدَةٍ ضِدَّ الحُكُومَةِ.
Muhalefet güçleri, hükümete karşı birleşik bir cephe oluşturmak için ittifak kurdu.
يَجِبُ أَنْ نَتَّحِدَ مَعَ الضَّحَايَا وَتَقْدِيمَ الدَّعْمِ لَهُمْ فِي هَذِهِ الْأَوْقَاتِ الصَّعْبَةِ.
Bu zor zamanlarda mağdurlarla dayanışma göstermeli ve onlara destek vermeliyiz.
birlik olmak, ittihat etmek, kenetlenmek, bileşmek, birleşilmek, benzerleşmek