احْتَجَزَتِ السُّلُطَاتُ الْمُسَافِرَ فِي الْمَطَارِ بِسَبَبِ حَمْلِهِ جَوَازَ سَفَرٍ مُزَوَّرٍ.
Yetkililer, sahte pasaport taşıdığı için yolcuyu havaalanında gözaltına aldı.
احْتَجَزَتِ السُّلُطَاتُ الْمُسَافِرَ فِي الْمَطَارِ بِسَبَبِ حَمْلِهِ جَوَازَ سَفَرٍ مُزَوَّرٍ.
Yetkililer, sahte pasaport taşıdığı için yolcuyu havaalanında gözaltına aldı.
احْتَجَزَتِ الشُّرْطَةُ الْمُتَّهَمَ بَعْدَ صُدُورِ مُذَكِّرَةِ تَوْقِيفٍ بِحَقِّهِ.
Polis, hakkında tutuklama kararı çıkarıldıktan sonra sanığı tutukladı.
احْتَجَزَتِ الشُّرْطَةُ الْمُشْتَبَهَ بِهِ فِي مَرْكَزِ الشُّرْطَةِ لِلتَّحْقِيقِ مَعَهُ.
Polis, şüpheliyi sorgulamak için polis merkezinde alıkoydu.
hapsetmek, esir almak, nezarete almak, enterne etmek